RÜYA ŞEHİR: PARİS

Uzunca bir aradan sonra tekrar MERHABA
Atlas Okyanusuna kıyı olan Fransanın VANNES şehrinde çektiğim bir fotoğrafla selamlıyorum hepinizi

Fransa’nın Bretagne bölgesinde yer alan Vannes şehrine gidiyoruz. Atlas okyanusunu görmek için, fotoğraf makinam ve ben sabırsızlanıyoruz. Fransa’nın Paris dışında keşfedilmeyi bekleyen bir çok kenti var.

 

Fransa'nın okyanus kıyısındaki şehri. fransa'nın en eski yerleşim yerlerinden biridir.

 

VANNES sayfiye evler

 

VANNES Marina

 

Sabah saat 07.00 ve Vannesde selam vererek geçen bir belediye otobüsü (aynen bizdeki gibi!!!)

 

Vannes kıyısında tatil evleri

İşte bu Denizyıldızını yıllardır anlattığım hikayedeki gibi denize ben bıraktım çok heyecan verici



Adam sahilde yaşlı birinin yerden aldığı birtakım şeyleri telaşlı bir şekilde denize attığını görür. 
Merak ederek yanına gelir ve kumsaldaki Deniz Yıldızlarını tek tek aynı şekilde denize atmaya devam ettiğini görerek, sorar:

-Amca ne yapıyorsun?

-Sular çekilmiş onları denize atmazsam ölecekler...

-Ama bütün sahil Deniz Yıldızı dolu. Hepsini kurtaramazsın, NE FARKEDER Kİ?

İhtiyar elindeki deniz yıldızlarını denize atar ve şöyle der:


-BAK ONUN İÇİN ÇOK ŞEY FARKETTİ!!!!!!!

 

Vannes Marina

 

Sakura: Japon Kiraz Ağacı (Vannesde çektiğim fotoğraflar)




Heian Döneminde 794-1191 Çinden gelen bir çok sosyal değişimin içinde Hanami “çiçek seyri” de yer alır. Aslında mevsim dönümünün simgesidir. Pirinçlerin yeşerdiği dönemin habercisi olan bir ikramdır açan kiraz çiçekleri.

Farklı yaprak çeşitleri, renkleri, ile her yıl “Çiçek seyri” etkinliklerinin gözdesidir. Her yıl Japon Meteoroloji Kurumunun açıkladığı kiraz çiçeği takvimi (sakura zensen) ile bu etkinliklerin zamanı belirlenir. Neredeyse Ocak ayından Okinawa’dan başlayıp Kyoto, Tokyo da Mart ayı sonu, Nisan başı açan kiraz çiçeklerinin mevsimi birkaç hafta sonra da Hokkaido adasında son bulur. Kiraz çiçeğinin ilk açtığı (kaika) dan tam açtığı (mankai) döneme kadar olan seyir dönemi kısadır.
Bir çok okul ve binanın bahçesinde kiraz ağaçları vardır. Kiraz çiçeklerinin açma zamanı aynı zaman da mali dönemin ve okulların başladığı dönemdir. Binaların, tapınakların görsel şöleninde de kiraz çiçekleri yerini alır.

Çin’de kadınlığın simgesi olan “Sakura”, Japonya’da kısa ömürlü çiçeği ile faniliğin simgesidir. Düşen çiçek yaprakları, savaşta düşüp ölen savaşçıları, samurayları temsil eder.

İkinci dünya savaşında Japon halkının motivasyonunun simgesi olmuştur. Kamikaze uçaklarında kullanılmıştır. Günümüz Japon kültürünüde de yerini almıştır. Müziklerde, mangalarda, isimlerde.

Bir çok resmi amblemlerde, armalarda yıldız yerine kullanılmaktadır.

 

VANNES de SAKURA Kiraz ağacı çiçekleri

Güzellik ve estetiğin simgesi olan sakuralar ve diğer kiraz türleri çiçek açtığında, Japonlar eşi dostu toplayıp parklara, bahçelere, tapınaklara 
akın ediyor, çiçek izleme partileri, yani "hanami" yapıyor. Birçok kişi dalından teker teker dökülen sakura çiçekleri altında yürümeyi, kar altında yürümeye benzetiyor. Ülkenin her yerinde düzenlenen festivallerle bu doğa olayı kutlanıyor. Tabii kiraz ağaçlarının Japon kültüründe bu kadar önemli olmasının sebebi sadece güzelliği değil. Dalında çok kısa kalmasıyla hayatın geçiciliğini simgelediğine inanılıyor. Üzerine şiirler, şarkılar yazılıyor. II. Dünya Savaşı’ndaki intihar pilotlarının son uçuşa çıkmadan uçaklarına bu çiçeği çizdiği biliniyor. Sakura aynı zamanda kadın ismi. Japonlar hayatlarındaki önemli başlangıçları, evlenecekleri, yeni bir işe başlayacakları ve tatile çıkacakları günleri sakura zensen’e göre ayarlıyor. 
Yani kiraz çiçeği Japonya’da tam bir fenomen. 11 ildeki 26 parkta gerçekleştirilen şölenler için her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce turist Japonya’nın yolunu tutuyor.

 

Paris'in Charle de Charles-de-Gaulle Meydanı (Eski adı: Etoile Meydanı)nda bulunan ünlü zafer takı.

 

Paris'in en büyük ve görkemli meydanı Concorde alanının, Fransız tarihindeki yeri bir başkadır ve biz Türkler için özel önem taşır. 1763 yılında 15. Louis tarafından açılışı yapılan alanın merkezi, Fransız Devrimi'ne kadar 15. Louis'nin ata binmiş heykelini, devrim sırasında Özgürlük Anıtı'nı barındırdı. 1792 yılında, 16. Louis'nin de kellesini kesen dev giyotinin kurulduğu 'at meydanı'na dönüştü. Zaman köprüleri altından akan kanlı sular durulup, Louis Philippe tahta kurulduğunda; yeni kralın en önem verdiği projelerden biri, tarihi acı anılarla yüklü Concorde meydanını tutkular uyandırmayan bir alan haline getirmekti. 
O sıralar Fransa, Osmanlı'ya başkaldıran Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'ya pek büyük yardımlarda bulunmuştu. Türk Vali Mehmet Ali Paşa, başlattığı isyanın işbirlikçisi Kral Louis Philippe'e bir armağan vermek istedi. Fransızların Napolyon'dan bu yana eski Mısır uygarlığına duyduğu ilgiyi biliyordu. Tuttu, Luksor Dikilitaşı diye anılan ve İkinci Ramses'in tapınağından sökülen 230 tonluk pembe mermerden abideyi 1831 yılında gemiyle Fransa'ya gönderdi. Yabancı bir tarihi simgeleyen bu anıt, Louis Philippe'in geçmişinden kurtarmak istediği yeni Concorde alanı için biçilmiş kaftan, daha doğrusu dikilmiş şahmerdandı. 
Luksor dikilitaşını merkez alan Concorde Meydanı 1835 yılında açıldı.

 

Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiştir. Aslında kulenin mimarı Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin 'in siparişi üzerine tasarlayan Stephen Sauvestre'dir. Meslektaşı Emile Nouguier ile beraber ilk tasarımları yapmıştır. Kulenin, 7.739.401 Frank 31 Sent tutan inşaat masrafları, Gustave Eiffel'in tahminlerinin 1 milyon frank üstündedir. 1889 yılındaki açılış tarihden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4'ü çıkartılmıştır. Böylelikle Eyfel Kulesi, daha başından, kazanç sağlayan bir şirket görünümüne bürünmüştü.

3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirdi. Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur.

Ancak bu arada kule, onu bir utanç lekesi olarak gören Paris halkının tepkisini de çekmiştir. Bazı sanatçılar devasa bir sokak lambasına benzetirken, bir fabrika bacası gibi Paris'in görsel itibarını zedeleyeceğini ileri sürmüşlerdir. Böylelikle devrin sanatçı ve edebiyatçı çevresinde bir kampanya başlatılmış, bu kampanya süresince ünlü sanatçıların imzaladığı bildiriler dağıtılmıştır. Bugün ise Eyfel Kulesi, Dünya'nın en güzel mimari yapılarından biri olarak kabul edilir. Parisliler onu Demir Bayan olarak adlandırırlar. İlk başlarda Eiffel, Kule'ye sadece 20 yıl için müsaade almıştı. Dolayısıyla, 1909 yılında kulenin sökülmesi gerekiyordu. Ancak kule, iletişim için çok uygun yüksekliğe ulaştığından ve yeni yüzyılda Atlantik ötesi haberleşmeye imkân tanıdığından, kalmasına izin verildi.

 

Kamuya açık platformlar 57 m, 115 m ve 276 m yükseklikte bulunur.

Ziyaretçiler, üç asansörle kuzey, batı ve doğu kanatlarından ilk iki platforma ulaşır. İlk ve ikinci katlarda lokantalar mevcuttur. Ayrıca ilk katta, Eyfel Kulesinin tarihinin anlatıldığı bir sergi bulunur. En üst platforma ulaşmak isteyen bir ziyaretçi, ikinci katta aktarma yapar ve başka bir asansöre geçer. En üst platform hem çatılı hem de üstü açık bir alana sahiptir.

Kulenin açılışından sonra, ilk platforma kadar 50 yolcu taşıyan iki hidrolik asansör kullanıma girmişti. Bunlar için gerekli hidrolik presler 16 sütuna monte edilmişti. Kuzey kanadından başka bir asansörle ikinci kata ulaşılıyordu. 2. Dünya savaşı sırasında, işletim sistemindeki hasarlar sebebiyle bunlar devre dışı kalınca, Adolf Hitler kuleye yaya olarak çıkmak zorunda kalmıştı.

1983 tarihinde ikinci ve üçüncü katlar arasına, 1000 tonluk yürüyen merdivenin yerini alan, 4 yeni turuncu asansör monte edildi. Yürüyen merdiven 954 basamaklı ve 3 m genişliğindeydi.

 

Eyfel; güzel dev!
Gülliver'in cüceler ülkesine gitme masalını hepimiz biliriz. Kendimi ve kuyruktaki dünyanın dört bir yanından gelmiş turistleri cüceler olarak hayal ettim o an ve Eyfel de güzel dev! 

"Işık Şehri'nin" sembolü olan Eyfel Kulesi, 1887 ile 1889 yılları arasında GustaveEyfel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiş. Parisliler onu "Demir Bayan" olarak adlandırıyorlar.

 

Paris'de resimler, eski afişler, kullanılmış kitaplar satan sokak satıcıları Seine Irmağı boyunca sıralanırlar. Sol Yaka'da üniversite'nin yanı sıra Fransız Parlamentosu'nun iki binası, devlet dairelerinin çoğu ve Lüxemburg Sarayı ve bahçeleri yer alır. Sarayın batısında ise XIV. Louis'nin savaş gazileri için yaptırdığı kısaca Invalides adıyla bilinen Hotel des Invalides bulunmaktadır. "Şen kıyısında , çok sevdiğim Fransız halkı arasına gömülmek istiyorum" diye vasiyette bulunan Napolyon'un mezarı da bu yapının içindedir. Daha batıda ise Paris'in simgesi olarak kabul edilen ve üzerindeki televizyon anteniyle birlikte yüksekliği 300 metreyi geçenEyfel Kulesi bulunuyor.

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile